25 Ağustos 2017 Cuma

DİNDAR olmak mı kolay? İNSAN olmak mı kolay?

Sabah kalktım. Saate bakmadım ama ya 9'a, ya da 10'a geliyordu. İkisinden biri tam hatırlamıyorum.

Tam çay koyacağım, peynir, zeytin, ekmekten oluşan kahvaltımı edeceğim ki,

" MİYAV, MİYAV, MİYAV..."

Hiç aralıksız, kesintisiz, sürekli miyavlayan bir kedi sesi. Belli ki, çok minik bir kedi. Büyük kedi sesi değil. Mümkün mü kahvaltı etmek? Mümkün mü

"Bana ne! Başkası ilgilensin."

demek. Zaten başkasının ilgilenmeyeceğini adım gibi biliyorum.

Çayın altını kapattım. Anahtarımı aldım, aşağı indim. Bir de ne göreyim: Ses, apartmanın bahçesindeki bir karton kutudan geliyor. Yaklaştım. Arada parmaklıklar var. Kutunun içinde doğalı çok olmamış, gözleri yeni açılmış, çok minik, bebek iki kedi var. Pofuduk, bol tüylü, biri sarı, öteki duman rengi. Güzel mi güzeller. Sürekli ağlıyorlar, annelerini arıyorlar ve belli ki, karınlar aç. Oraya kim koydu? Ne zaman koydu? Annelerine ne oldu? Hiç bilmiyorum. Ortalıkta "mavvv mavvv" kedisini arayan anne kedi yok. Çünkü yavrularını ararlar. Büyük ihtimal anne ölmüş. :(Bana öyle geldi. Belli ki,  "Bu apartmanda kedici, yaşlı teyze var alır bakar" diye koymuş birisi.


Şimdi koyan arkadaş keşke yazdıklarımı okusan:

Beni öyle üzdün, öyle kahrettin ki, yani ne diyeyim sana? Bahçede kedi bakıyoruz, bazen iki, bazen üç komşu paramızı birleştirip internetten kedilere 15 kilo mama alıyoruz, suları daima bahçede duruyor ama o kediler büyük kediler. Bebek kedileri bahçeye koyup git, ya erkek kedi gelip boğsaydı?

Hadi boğmamış. Benim kendi kedim ikinci kedi istemiyor, zaten maddi, manevi olarak iki kedi daha almam mümkün değil. Ben ay sonunu zor getiriyorum. Üniversitede okuyan iki yeğenim var onlara da katkıda bulunuyorum. Sadece kendim, kedim ve bahçedeki büyük kediler değiliz yani. Bu zamanda çocuk okutmak kolay mı? Bu bebek kedileri ben ne yapacağım?

Bir komşum ya evde yok, ya kedilerin sesini duyup kapıyı mahsus açmadı bilemiyorum, öteki komşum tatile gitmiş ki, zaten gitmese de ondan bir fayda geleceğini sanmıyorum, kedileri aldım, apartmanımızın en DİNDAR, en DİNİ BÜTÜN, 5 vakit namaz kılan, 30 gün oruç tutan, her Ramazan saatlerce toplaşıp Kuran okuyan bir komsusu var. Giriş katında oturuyor, tek başına oturuyor. Hani kedisi olsa hem arkadaşlık eder, hem pencereden bahçeye atlar, çişini yapar gelir. Kedi kumu masrafı olmaz. Ona gösterdim dedim ki,

"Teyzecim, bak bunları buraya koymuşlar, tek başına sokakta yaşayamazlar, büyüyene kadar bakar mısın? Ben gelirim biberonlarını veririm. Mamasını alırım."

"Yoooook....istememmmm."

Bir yukarıda oturan komşum var. O da aynı bunun gibi çok DİNDAR, çok DİNİ BÜTÜNDÜR. Zaten birlikte Ramazan'da Kuran okuyorlar.

"Namazı eda ettim geldim."

der, duyarım sesini. Bu kadınların en büyük korkusu namaz saatini kaçırmaktır.

"İkindi okundu mu?"

"Aman namazınımı kaçırmayayım..."

Ha, ne diyordum? İşte gidip Bücürük'ün veteriner kliniğini arayacağım. Ama ben kliniği arayana kadar, kedilere temiz kutu bulmam lazım. O bahçedeki kutu hem çok büyüktü, hem pisti. O çok yaşlı ve çok DİNDAR komşumun kapısını çaldım.

"Ya acil bir durum var, ben evden kutu alıp gelene kadar şu kedicikleri tutar mısınız? Merdiven boşluğuna düşmesinler."

Koskoca adam arkadaşlar. İki torunu var. Ne dedi biliyor musunuz?

"Tutamam."

(Arkadaş kutuyu alıp gelmem sadece 1 - 2 dakika sürecek. Bu arada dün yazarken yanlışlık yapmışım, panikten ve telefonumu kaybetmemden anlamışsınızdır, iki komşuya da kedileri tutmalarını isterken kutu yoktu elimde;  çünkü o bahçeye bırakılan pis ve çok büyük kutuyu değil evden temiz kutu almak istemiştim. Yazımı tekrar okuyunca hatamı farkettim ve düzelttim. )


Ve kapıyı kapattı. Torunları yanındaydı şaşkın baktılar. Aynı adam birkaç yıl önce bahçeye kediler için SU - evet sadece SU - kabı konulsun diye imza istediğimde vermemişti.

Neyse sonra öteki komşuma dedim, "Canım ben veterinere telefon edip, bir kutu bulup gelene kadar şu kedileri tutar mısın? Merdiven boşluğuna düşmesinler."

"Çok korkarım tutamam."

Apartman kapısının bir de cam iç kapısı var.

" O zaman ben kedileri yere koyayım, camlı kapıyı kapatayım, sen başlarında dur, ben kutu bulup, geleyim" dedim.

Neyse komşum iyidir, bunu hemen kabul etti. Ben gelene kadar kediciklerin başında bekledi. Onlar ağlaya ağlaya yerde dört dönüyorlar. :( Neyse ki, iki kapı arasında, posta kutularının olduğu kısa koridorda olduklarından, merdiven boşluğuna düşme tehlikeleri yok, komşum da başlarında. Bu arada   vet. klinik de "Maalesef bebek kedi alamayız, hiç yerimiz yok" dedi. Özür diledi. Bunu kutu aradıktan önce mi, aynı anda mı yaptım hatırlamıyorum şu an, önemi de yok....

Sonunda kucağımda kedi, yanımda ev anahtarım, Aktepe'de sokak sokak dolaştım. Rastladığım her dişi kişiye, erkeklere sorarsam yanlış anlaşılabilirim.

"Kedi seven bir tanıdığınız, komşunuz var mı?"

diye sordum.

O arada bunlar devamlı miyavlıyorlar. Karınları aç. Eczaneden damlalık, marketten süt aldım, eczacı iyi birisi, su verdi, sütü suyla karıştırdım, bunlara damlalıkla verdim. Ama damlalıkla zor içtiler. Bu arada eczacı damlalıktan para almadı kendisine teşekkür ediyorum.


Kedilere baktığını bilen bir yaşlı teyze var; onun evini biliyorum bir umut ona gittim. Hayret ama o da "Ben hastayım, oğlum hasta, eşim var, bakamam" dedi ve istemedi.

Sonra bir pet şop buldum, kedi biberonu aldım,  Aktepe - EGO son duraktaki - Allah razı olsun - iyi  insanlar, iyi otobüs şoförleri  sütü ısıttılar, oradaki bir park kanepesine oturdum, UMUDUM YOK, elimde sürekli ağlayan, annelerini arayan iki bebek kedi,

"Ben bunları ne yapacağım? Bahçeye koysam ağlaya ağlaya ölecekler. Kediler boğmazsa tabii..."

sinirlerim boşandı,  ağlamaya başladım. Bir tane komşum olsaydı yanımda, bir tane çok değil. Bırak ağlamayı, güle oynaya yuva arardık, manevi destek çok önemli, tek başına yüklenmek, çaresizliği arttırıyor; insanın sinirlerini mahvediyor,  Bir tane komşum olaydı yanımda "Gel Müjde beraber arayalım bu çocuğa yuva" deseydi keşke.

Evet bahçeye o kedileri bırakan şahıs, 60 yaşımda beni sokaklarda ağlattın. Herkes "DELİ" sandı elimde kutuyla gezip, hiç tanımadığım insanlara "Kedi seven komşunuz var mı?" diye sorduğum için.


Sağolsun EGO daki şoförler suyu ısıtınca, ılık süt-su karışımını biberonla verince, sevdiler, nasıl acıkmışlar, iştahla içtiler.

Bir ara önümüzden 5 - 6 köpek geçti, ödüm koptu. Şimdi bunlara saldırırlarsa ben bunları korumaktan geçtim, arada kalırsam parça parça olurum diye. Çok şükür meleklerim korudu herhalde. Hani yıllardır baktığım melek olan kedilerim var ya, onlara meleklerim diyorum. Köpekler geçtiler gittiler. İki tanesi uyuyordu yanlarından geçtim bir şey yapmadılar.

Handan isimli bir hanım ilgilendi sağolsun, kendi tanıdığı veterineri aradı, ben bebeklere - hala sokaktayım -  biberonla süt içirirken telefonum çaldı, henüz bir haber yok ama sizi mutlaka arayacağım, veterinere anlattım durumu dedi.

Pet shop "Daha çok minikler alamam ve hiçbir pet shop bu kadar minik kediyi almaz zaten YASAK."

dedi. O yüzden başka pet shopa gitmedim.

Dönerken köşede  dersane var, oradaki genç kızları gördüm bir umut onlara da sordum. Ay, kızlar bayıldılar kedilere, kutunun içinde rahat durmuyordu yaramazlar, ben biberon içirirken resimlerini çektiler, facebook sayfama koyarım birileri belki almak ister dediler, telefonumu bıraktım. Çok teşekkür ettim.


En sonunda oturdum bizim apartmanın kapısına, başta sözünü ettiğim komşunun zilini yine çaldım ama yine açan yok. Belki de bir yere gitmiştir günahını almayayım. Gerçi kapıyı açsa da ne diyeceğini adım gibi biliyorum, Lokum'u almamıştı bunları haydi haydi almaz.

"Ben alamam Müjde hanım."

Yani bu cevabı %99.999 söyleyeceğini biliyorum da, bir UMUT....

Bir süre apartmanın kapısında kucağımda kutu, içinde sürekli ağlayan iki kedi oturdum. Ne halt edeceğimi düşünüyorum. Yoldan geçen kız veya kadınlara yine soruyorum "Bebek kedi alır mısınız? Kedi seven komşunuz var mı?" diye. Bu arada öğle ezanı okundu.

En sonunda kedi sevdiğini ama kedisinin olduğunu bildiğim için almak istemeyeceğini düşündüm bir komşuya gittim, oğlu demez mi ki,

"Annem kediyi köye bıraktı, dedemler bakacak. Biz bunlara bakarız."

Ay nasıl sevindim anlatamam size.

O çocuktan Allah razı olsun. :)

Dahası, Handan hanım da aradı, veterineri "İkisini de alırım" demiş. :))) Ondan bebek kedi isteyen müşterileri varmış. :)


Eve gelip banyomu yaptım, üst baş makineye atıldı, malum Bücürük miniklerin kokusunu alıp depresyona girmesin daha önemlisi onların bir hastalığı varsa Bücürük'e geçmesin. Nihayet çay içtim, peynir ekmeğimi yedim. İçim rahat etmedi aynı pet shopa tekrar gittim, inek sütü kedilere gaz yapıp, ishal etmesin diye "Bebek kedi özel süt tozu" aldım.

60 yaşımda, o yorgunlukla tekrar o pet shopa nasıl tekrar gittim valla kendimi tebrik ettim.

Kediler şu anda sıcak bir yuvadalar, sonra da anlattığım üzere Handan hanım gelip ikisini de alacak ve inşallah çok iyi başka sıcak yuvalara gidecekler.

Aç, yorgun, sokak sokak dolaştım, ağladım, perişan oldum, o hengamede kafa kalmamış, telefonumu kaybettim hatta ama sonu mutlu bitti. :)

Ama ençok şunu merak ediyorum. Birkaç gün önce de böyle bir durum olduğunda, başı örtülü, oruç, namaz kaçırmayan, diğer iki teyzeyle birlikte Ramazan'da Kuran okuyan komşum bana

"Dindarlık  ayrı şey Müjde hanım, hayvan sevgisi ayrı şey."
dedi. 


Ben anlamıyorum.

Şöyle anlamıyorum: Hayvan sevgisi, insan sevgisi, ağaç sevgisi, orman sevgisi diyerek sevgiyi ayırt etmiyorum ki ben. Sevgi bir tanedir, insanda ya vardır, ya yoktur. İçinde sevgi olan insan, kediyi de sever, köpeği de, atı da, eşeği de, kaplumbağayı da sever. Sevgi doluysanız seversiniz.

Eğer dindarlık.  sevgi dolu olmamızı sağlamıyorsa ne işe yarıyor? 

Neyse, lafı dağıttım, çamaşırlar yıkandı, balkona asıyorum: Bir, iki saat önce

"Ben kedi istememmmm...Ben bakmammm"

diye, o pofuduk bebek kedilere iğrenerek - sanki ejderha, kertenkele imişler gibi - bakan komşumun sesini duydum:

"Ben toplantıya gidiyom."

Toplantı dediği dini toplantı, Kuran okuyorlar, pet şişelerin ağzını açıyorlar okunmuş su oluyor vs. (yazımın bu kısmı uzundu kısalttım...)

Dini toplantıya gidiyor ama iki bebek kedinin ağlamasını duysa da tınmıyor kadın. Duymak başka şey,

"Sesini duyuyorum ve yardıma geliyorum, korkma." demek başka şey.


Dindarlığınıza limon sıkayım, turp sıkayım.

Çok uzun bir yazı oldu, okuma sabrı gösteren herkese çok teşekkür ederim. 



51 yorum:

  1. Yazıyı okudum. Yaşadıklarınız gerçekten hem düşündürücü hem de üzücü Müjde Hanım.
    Önemli olan muhtaca yardım etmektir.
    Bu bir insan olabilir ya da bir anlattığınız gibi bir kedi olabilir.
    Ben her daim derim.
    İnsandır insanı yoran.
    Yaptıklarınız gerçekten ibret verici.
    O dindarım diye nutuk atanların size verdikleri cevaplarda.
    Siz bir insan olarak yapmanız gerekeni yapmış mutlu sona ulaşmışsınız.
    En büyük ibadet bence budur.
    Acı olan hiç bir şey yapmamaktır.
    Zaman zaman anlatılır.
    Yolun kenarında oturan birine Hz. Muhammed geçerken selam vermeden geçip gider. Dönüşte ise aynı adam orada oturmaktayken bu sefer selam verip geçer. Etrafta bulunanlara sorarlar. "Ya Muhammed" derler, "Giderken o adama selam vermeden geçip gittin. Dönüşte ise selam verdin. Bunun nedeni nedir?".
    Hz. Muhammed cevap verir" ben giderken adam hiç bir şey yapmadan oturuyordu. Dönüşte ise elinde bir çöp ile toprağı karıştırıyordu. O nedenle selam verdim " der.
    Kıssadan hisse.
    Selam ve saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok üzücü Hüseyin hocam. Çok üzülüyorum, neresinden bakmaya kalksam olayın elimde kalıyor. Bir gün de istiyorum ki, apartmanımızın ve sokağımızın dindarları "Kimse yok mu?" diyen sese ses versinler. Mesela o söz ettiğim çok aşırı dindar teyze bir kere çıksın "Ağlıyor, bir şey yapalım" desin. Ama yok.
      Çok teşekkürler yorumunuz için Hüseyin hocam.
      Selamlar, saygılar....

      Sil
  2. Aslına bakarsan bahsettiğin kişiler dindar değil de dinci gibi. İkisi çok farklı terimler çünkü. Çünkü gerçek dindar insan, kalp kirmaktan korkan, kimseyi küçümsemeyen, iyi yürekli, yardımsever insanlar. İnsanlık bence dinle de bağdaştirilmamali. İnsanlık dinden dolayı da olmamalı. Yani bir şeyi sadece günah diye yapmamaliyiz kavramını karşıyım. İnsanlık için de yapılanmamasi gerekiyorsa yapilammamali. Sadece din engel olmamalı kötü şeylere.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla çok dindarlar Nilgün'cüğüm. Öyle böyle değil, bir görsen. Dinle insanlık bağdaştırılmayacaksa, o zaman dinin insanlara ne faydası olacak ki Nilgün'cüğüm. Sadece cennet'e gidilmeyi garanti eden bir takım ritüelleri uygulamak olacak din. Bilemiyorum çok üzüldüm, çok yoruldum, üstüne bir de artık kafa kalmamış, cep telefonumu kaybetmişim.
      Çok teşekkürler yorum için.

      Sil
  3. Ah Müjde,ağlaya ağlaya okudum,nasıl bir heyecanla sonunu getirdim bilemezsin.Allah senden razı olsun.Daha önve de yazdım,her zaman da yazacağım,bu hususta ayet var;hayvanlar benim sessiz kullarımdır,onlara yardım eden de,eziyet eden de karşılığını alacaktır,diyor Allah.Senin dediğin gibi şekilsel ibadetleri yerine getirdiler mi,oh diyorlar,tamam,başka bir şey yapmama gerek yok. Sanıyorlar ki kendi gibi olmayanlara karşı iyi olmak gibi,yardım etmek fibi bir görevleri yok.Halbuki ibadetin iki sorumluluğu var,kendimize ait olan ibadetler ve bizden hariç canlılara karşı sorumlu olduğumuz ibadetler. Anlayacağın gene haklısın,bizden hariç olanlara karşı sorumluluğumuz daha büyük ve cezası daha ağır. Dilerim Allah yaptığın tüm iyiliklerin karşılığını ,esenlik olarak geri yollasın sana bu dünyada. Bir de sorum var,sizin belediyenin barınağı yok mu?Belki bu şekilde zor durumda kaldığında yardımcı olurlar.Bizim belediye yapıyordu çünkü,yaralı hayvan galan bulunca arıyordum ben,biraz uzun sürüyordu ama gelip alıyorlardı ve tedavi esiyorlardı,tedavi sürecinde arayıp bilgi alabiliyordum falan. Hadi iyi haberlerini alırız inşallah 😍

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canımmmmm, seni de ağlattım hay Allah, sonu mutlu bittiği için çok seviniyorum. Ya, Sevda'cığım, hani deprem olur "Kimse yok mu?" diye insanlar yardım ister. Bu iki yavru sabahtan beri tüm mahalleyi inletti benden başka kimse kafasını uzatıp bakmadı. Gelen geçen bir kişi de "Yahu bunlar niye ağlıyor? Bu kutunun içinde ne var?" Hiç mi merak etmez...:(

      Canımcım, belediye malum AKP'li belediye. Sanmıyorum ki, baksın etsin. Köpek barınakları duydum ama kedi barınağı bir tane çok uzakta Gölbaşı'nda diye biliyorum. Nasıl bir yer bilmiyorum. (Gölbaşı Ankara'nın uzak bir ilçesi)köpek barınaklarının hali feciymiş, hayvanlar açlıktan birbirini yiyormuş o yüzden barınakları zaten hiç düşünmedim. :(

      Artık komşum veterinere teslim edecek, aracı olan Handan hanım, veteriner süt anne de bulmuş dedi ama kabul edip etmeyeceği belli değilmiş, ben biberon ve süt tozu aldım zaten olmazsa onunla büyütürler inşallah. :) ♥

      Çok teşekkürler yorum için.

      Sil
  4. Çok uğraşmışsın Müjdecim, neyse sonu mutlu sonla bitmiş.

    Babam dinin seviyeleri var derdi. Modamod kurallar en alt seviyedekiler terbiye olsunlar diyedir basamak basamak yükseldikçe artık o kurallara ihtiyaç kalmaz. Bence din yürekteki sevgi, yaradanın yarattığı her şeye sevgi. Çikolata filminin en sonunda rahip derki neleri yapmadığımız değil neleri yaptığımız, kucakladığımız önemli olmalı.

    Sen kediler diyorsun insanlara ne veriyorlar ki, sadece kendisini düşünenler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet yaa Handan'cığım senin isim adaşın bir hanım çok yardım etti ve sonu mutlu bitti. Hiç umudum yok, evde Bücürük olmasa ben zaten hemen alırdım ikisini de. Başkasına vermezdim bile.

      Din bence de sevgi, sevgi de sadece insanlara değil tüm canlılara hatta ağaçlara, ormanlara karşı duyulmalı. Tabii öyle kuru kuru 'sevgi' değil. Orman mı yanıyor, yakındaysan gidip bir kova da sen su dökeceksin. Zahmet çekeceksin...
      Çok teşekkürler yorum için.

      Sil
  5. Boğazım düğüm düğüm okudum. Bu yazdıkların öyle tanıdık ki. Ben de birkaç yıl evvel otoparkta gözü açılmamış bir yavru kedi bulmuştum. Arabalar ezecek, minicikti. Annesi taşırken mi düşürdü diye saatlerce anneyi bekledim. Gelmedi. Haftalarca evde köpeğimden gizli, biberonla besledim. En sonunda sahiplendirdim. Kediyi öle öle alan kadın, birkaç hafta sonra dışarıya atmış. Sürekli arayıp kontrol ediyordum, mamasını alıyordum. Bana haber vermeden bırakmış. Çılgına döndüm. Bahanesi ise "Namaz kılarken önümde dolanıyordu." Bunlar peygamberlerinin her şeyini gözümüze sokarlar, öve öve bir olurlar ama hayvan sevgisinden hiç bahsetmezler. O rivayeti ben bile bilirim. Eteğinde kedi uyurken, rahatsız olmasın diye eteğini kesecek kadar düşünceli bir insan. Madem yolundan gidiyorlar, bu özelliğinden neden pay almıyorlar? Birkaç gün sonra hayvan boğazlayıp, etlerini yemek işlerine gelecek. Din, onlara göre bu çünkü. Sırf bencillik!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah kıyamam, köpeğin onun kokusunu almadı mı? Çok usluymuş bence, benimki tecrübeyle sabit dünyayı ayağa kaldırıyor, asla 2. kedi istemiyor, hem kendi depresyona giriyor, hem beni depresyona sokuyor, hem gelen kedinin ödü kopuyor.

      Aaaaaaa! Allah o karıyı bildiği gibi yapsınnn vah zavallım vah....nasıl bir ahlaksızlık bu yaaa, burada da benzeri oldu, almış bir, iki gün sonra atmış sokağa, o da öyle ağlayıp duruyordu inşaat molozlarının arasına korkmuş, saklanmış, karı geldi dedi ki, "Ben istemem bunu çocuğum var, bilmem ne.." O zaman niye başında aldın - affedersin- kaltak diyecektim kendimi zor tuttum. Şimdi ne oldu bilmiyorum:((( bizim bahçede bakalım dedim, komşum da büyük kediler döver deyince vazgeçtik. :( enazından her şeyi yiyor, içiyor büyük yavruydu:(

      Evet eteğindeki kedi hikayesini ben de çok okudum...ah Burcu'm o anlattığın miniğe çok canım yandı...:((((

      Sil
    2. Tatliş, anlamasın diye yavruyu kutudan yatak yapıp bir odaya almıştım. Miyavlaması duyulmasın diye müzik açıyordum ama Tatliş anlamıştı, biliyordu orada bir şey var. Kıskanıp, epilepsi krizi geçirmesin diye odada çok duramıyordum.

      Ah neler yaşıyoruz Müjde Abla. Sen, ben gibi insanların mutlulukları en fazla birkaç dakika. Ne bileyim bir çocuğun gülüşü, bir ağacın filizlenişi, bir kedinin mırıldanışı, bir gol ya da şarkı... Hepsi hepsi birkaç dakika, sonra yine mutsuzluk çünkü bizim yaşadığımız mutluluk anlık. Biliyoruz ki dünyanın her yerinde bitmeyen bir acı var. Kulak kapatamıyoruz, omuz silkemiyoruz. Elimizden geleni yapıyoruz, gücümüz yetmeyince de çaresiz, yumruklarımızı ısırıyoruz.

      Sil
    3. Ah, ah ,ah kıyamammmm....ben de içimden geçirdim, yeğenim geliyor, kızkardeşim geliyor, bazen eşiyle birlikte geliyorlar, belli olmuyor ne zaman gelip kalacakları, odalara koymam mümkün değil ve hissediyorlar canım, onların burunları bizim kaç misli koku alıyor, kulakları da duyuyor:((( Tatlış usluymuş canım benimmm...yoksa kıyameti kopartırdı, tıslayıp ayrılmazdı kapının önünden...

      Evet, evet çok iyi anlıyorum seni Burcu'm, ben yazıma sonradan birkaç cümle ekledim, o da şu: Yanımda BİR komşu olsaydı, çok değil BİR KOMŞU, ben ağlamazdım, o kadar üzülmezdim, manevi destek olurdu bana, güle oynaya arardık bir yuva, üç saatte, üç, dört saat içinde, üç, dört yaş almış gibi yıprandım ben:(((

      İşte bizlere manevi destek olacak komşu lazım, ama yok:(((herkes kapı duvar:(((hep başkasından bekliyorlar, bahçeye bebek kedi atacağına al evinde bak:((( şimdi ödüm kopuyor ya yine öyle yaparlarsa diye....:(((

      Sil
  6. Gözlerim dolu dolu oldu, insan olarak ne çok önemsiyoruz kendimizi. Halbuki bir insanın canı ne kadar değerliyse, aynı şekilde değerlidir bir hayvanın canı. Üstelik bebekler... Vicdanları nasıl bu kadar körelebiliyor insanların? Dindarım, iyi insanım diyen insanlar küçücük bir iyiliği bile yapmaktan nasıl bu kadar acizler anlamıyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum canım arkadaşım.

      Evet yaaa bizim canımız can da, onların canı patlıcan mı. Ah görsen melodram, nasıl miniklerdi, gözleri daha yeni açılmış belli, o sesler o ikisinden nasıl çıkıyordu tüm mahalleyi çınlattılar anacım...nasıl vicdan dediğin gibi, insan bir merak etmez mi yahu...bu bebekler ne yapacak bu bahçede her şeye niye bu Müjde teyze koştursun bir kişi de destek olsun yaaa...:((( anlamıyorum, anlayamayacağım...:(((

      Sil
    2. Tahmin edebiliyorum ama ne şanslılar ki onlar için çırpınan bir Müjde teyzeleri var. <3 :)

      Sil
    3. Ah sorma, kucağımda kutu içinde aç-bilaç ağlaya ağlaya üç-dört saat dolaştırdım zavallıları:((( o zaman deseydin dünyanın en şanssız kedicikleri derdim ama sonu mutlu bitti:))) Çok sağol canım. Galiba benim bu dünyaya gelme görevim (varsa öyle bir görev) kedilere teyze olmakmış:))

      Sil
    4. ağlaya ağlaya derken sürekli ağladılar, bir, iki kez uyudular sevindim sonra yine ağlama:(((zaten sokak gürültü, bağırış çağırış, karınları aç uyku tutmadı zavallıları....:(

      Sil
  7. başınızdan çok ilginç şeyler geçmiş..geçmiş olsun..minik yavrucakların yer bulmalarına sevindim..yani o minik kedicikler için öyle uğraşmışsınız ki,elbet bir gün bunun sevabını sadece ahirette değil dünyada da alacaksınızdır..bundan eminim..çünkü böyle sevapların karşılığı dünyada da verilir diye biliyorum.."inşallah gönlünüzün istediği verilir" diyelim..

    o minik kediciklere insanların bakmaması bir dert devletin veterinerlerinin almaması/bakmaması ayrı bir dert..aslında veterinerler almaları gerekiyordu..o kedicikleri alıp,hayvan barınaklarından birine teslim etmeleri gerekiyordu..sanmıyorsam işlemler bu şekilde yürüyor olmalıydı..eğer öyle değilse bunun bu şekilde olması için yasaların değiştirilmesi gerekir kanımca..sahipsiz tüm hayvanların hayvan bakım evlerine alınması ve onlara bakılması yasallaşması lazım..veterinerlerin ise bu yönde bir katkısı olması gerekir..işbirliğine dayalı bir etkileşim..devletin bir an önce bu konuda gerekli adımı atması gerekir.."yer yok" bahanesi,bir bahane olmamalı..

    minik yavrucaklar için çabanızı yürekten destekliyorum..Allah razı olsun sizden..kolay geslin.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar

    1. Sormayın ya, devlet 7 sülalesini zengin etmeye çalışıyor. Ben bunu anladım. Oraya çöküyorlar, paralar cebe. Barınakların hali içler acısı, halbuki çözüm basit. Her mahallede benim gibi 'kedici teyze' ler var. Enazından bir tane var. O mahalledeki kedilere her mahallede boş bir arsada tahtalardan - öyle lüks bir şey, pahalı bir şey değil- kışın soğuktan,kardan, yazın sıcaktan, sokaktaki köpeklerden koruyacak kulübecikler yapsalar, kediler içine girer, o mahallenin kedicileri de orada onlara kuru mama, su verirler, temiz temiz bakarlar, köpekler giremeyecek şekilde olur. İnanın ben her sene gözlemliyorum zavallı kedi anneler hamileliklerinin son gününde tam doğum yapacaklarını anlıyorlar ve doğum yapacak yer bulamadıkları için insanlara ağlıyorlar. Çünkü sokakta doğurursa köpekler yiyor, erkek kediler boğuyor.:(

      Evet dediğiniz gibi veterinerler, belediye işbirliği lazım ama yapmıyorlar arkadaşım, onlara göre özellikle de AKPlilere dindarlara göre kediye, köpeğe para harcanması lüzumsuz!!!!!

      Sağolun, çok teşekkürler, Alllah herkesin gönlüne göre versin. Tüm iyi insanlardan razı olsun.

      Sil
  8. Çok önemli bir yazı.Okurken ara ara insanlığımızı sorguladım.Ben de kedilerden korkuyorum ama onların yaşam hakkı var ve bizler elimizden geleni yapmalıyız.Geçen ablamla konuşurken dikkat ettim her Kurban Bayramında Ankara'dan dışarıya çıkmışım.Bunun sebebi de hayvanlara acı çektirerek dini vecibelerini yaptıklarını sanarak ama insan olmayı unutarak insanların sergiledikleri davranışlar.Her yer kan revan içinde kalıyor.Eminim Tanrının istediği kurban etme şekli böyle bir şey değildir.Biz,sadece şekle takılıyor ve özü kaybediyoruz.Sürekli kuran okuyup,namaz kılan teyzeler gibi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yurdagül'cüğüm, her Kurban bayramında kaçmanı o kadar iyi anlıyorum ki, benim de keşke imkanım olsa hiç görmesem, perdeleri kapatıyorum görmemek için. Elinde bir tepside az önce öldürülmüş bir koyun kafası ile gezen 10 yaşlarında oğlan çocuk görmüştüm pencereden bakmaz olaydım.

      %100 katılıyorum. Tanrı'nın insanlardan "Beni seviyorsanız hayvanları öldürün, pişirin, yiyin" dediğine asla inanmıyorum. Tüm ilkel dinlerde tanrılara kurban vardır. İnka'lar bakire kızları, bebekleri tanrılara kurban ederdi, akıllarınca "Tanrılara rüşvet verelim, o da deprem vermesin, kıtlık vermesin, sel yapmasın, yıldırım düşmesin..."

      Çok teşekkürler yorumun için.

      Sil
  9. O kediler için bu kadar çabalamanız çok güzel bir tutum, ancak sizinle bir noktada aynı fikirde değilim. Dindarlığın kötülük yapmaya engel olmadığından bahsetmişsiniz. Kesinlikle yanlış. Fethullah Gülen, canlıların iyiliğini umursamayan gibi şahsiyetler dindar falan değil. Dinimizin sadece beş vakit namaz, oruç gibi ibadetlerden ibaret olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü İslam kıt bir din değil. "İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır." , "Ben güzel ahlakı tamamlamak için geldim." gibi sayılarca olağanüstü düşünceyi içinde barındırır İslam. Biliyor musunuz? Peygamberimiz (s.a.v.) binlerce kişiyi içinde barındıran koca bir orduyla Mekke fethi için yürürken, sırf yavrularını emziren bir köpek rahatsız olmasın diye ordunun yolunu değiştirdi. İste bu kadar ince düşünen bir din İslam. Lütfen sorunun dinimizde değil insanlarda olduğunu unutmayalım. İslam kusursuz bir din, kusur insanlarda. İnsanların yaptığı kusurları İslam üzerinden görmek yanlış. Son olarak, kediler için yaptığınız bu ince tutumdan dolayı sizi tekrar kutluyorum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilemiyorum canım, dindarlık çevremizde olan kötülüklere, çekilen acılara (insan olsun, hayvan olsun, ağaç olsun) gözümüzü kapatmamayı sağlamalı, bunu sağlıyamıyorsa o zaman o insanların dindar olmalarının ne faydası var? Ben anlayamıyorum.

      Belki de din diye bir kavram olmasa daha mutlu olurdu insanlar.

      Çok teşekkür ediyorum İrem'ciğim.


      Not: Birazdan yeni yayınımda kediciklerle ilgili foto paylaşacığım çok sevineceksin eminim, tabii diğer arkadaşlarım da çok sevinecekler:)

      Sil
    2. İnanın bana, sorun insanlarda. Dinimizde hiçbir sorun yok. :) Hem din olmasaydı doğal olarak biz de olmazdık. Sonuçta bizim bir yaratıcımız var, öyle değil mi? :) Bizi yaratan şüphesiz bizi en iyi tanıyandır. :)
      Hemen yeni gönderinize bakıyorum! ^_^

      Sil
    3. Bilemiyorum canım. Din olmasaydı da olurduk çünkü dinler sonradan ortaya çıktı. Yaratan yine olabilir ama yaratan varlık diyeyim dinler göndermiş mi, göndermemiş mi onu bilimsel olarak kanıtlayamayız. Neyse ya takma kafanı, kimbilir gerçekte nasıl bir varlık yaratıcımız bilemeyiz...:)
      Tekrar teşekkürler:)

      Sil
    4. Aslında İslam her zaman vardı, sadece ismi belirli dönemlerde farklıydı, hepsi bu. Sonradan çıkmadı yani. :) Ayrıca eğer yaratıcımız, belli inançlara sahip olmamızı, dinin bize öğrettiği ölümden sonraki hayat kavramını bize bildirmek istemeseydi yaşamanın ne anlamı olurdu ki? İnanç yoksa, bir anlamı da yok. :)

      Sil
    5. Yani Musevilik, Hristiyanlık diye farklı farklı isimlerle mi gönderildi diyorsun? Yanlışım varsa düzelt. Yani tanrı aynı dini, farklı isimler altında tekrar, tekrar mı gönderdi?

      İkinci soruna gelince, şöyle düşünüyorum o konuda:
      Yaşamın anlamı illa din, ölümden sonra hayat ile ilişkili değildir. İspatı da şu: Ölümden sonra hayatın olmadığına, cennet / cehennemin olmadığına inanan insanlar mesela deistler, ateistler o zaman her türlü kötülüğü yapar, her türlü sapıklığı yaparlardı. Halbuki bunu yapmıyorlar pekçok ateist ama ormana gidip köpekleri doyuran, onlara battaniyeler, kutular getiren insan var. Yani iyi insan, ahlaklı insan olmak için illa ölümden sonra hayat, bir din kavramı olması şart değil. Yaşarken ahlaklı, anlamlı, öldükten sonra 'iyi insandı' denilen bir hayat sürdürmek için illa X, Y, Z dinine mensup olman gerekmez, hiçbir dine inanmadan da gayet ahlaklı, iyi, namuslu, dürüst bir insan olabilirsin. :)

      Sil
    6. Şöyle ki Museviler ve Hristiyanlar Allah'ın göndermiş olduğu orijinal kutsal kitapları değiştirdikleri için Allah tekrar bir kutsal kitap gönderdi, ki insanların değiştirmiş olduğu kitaplara inanmak doğru olmazdı. :)

      Bir insanın iyi olması için dinin şart olmadığı konusunda sana katılıyorum, orada bir sorun yok. Ben diyorum ki, eğer ölümden sonra hayat olmasaydı bu yaşadığımız hayatın hiçbir anlamı olmazdı. Neden biliyor musunuz? Ne kötüler yaptıklarının bedelini öderdi, ne de iyiler yaptıklarının karşılığını alırdı. Ayrıca bir düşünelim. Bu yaşamımız sona erecek. Çünkü sınırlı, biliyorsunuz. Peki, öldük ve hiçbir şey hissetmiyoruz. Var değiliz. Artık var değiliz. Ne anlamı olurdu? Eğer sonsuzluğa ulaşmayacaksak sınırlılığın ne anlamı var? Sınırlı sonuçta, bitmeye mahkum. :)

      Sil
    7. Anlıyorum. Bu 'değiştirme' ler konusunda aklıngözü isimli bir tweet sayfası var, boş vaktinde bir göz atmanı naçizane öneririm.

      Bak ne güzel, aynı konuda anlaştık.:) Ölümden sonra hayat yine de olmayabilir yani bilimsel olarak kesin söyleyemeyiz. (Peygamberler de insan olduğu için) Hiçbir anlamı olmayabilir de, her an galaksiler patlıyor mesela, dev uzay teleskopları bunları bize bilimsel olarak ispatlıyor, o patlayan gezegenlerin kimbilir kaçında yaşam biçimleri var, belki bizden ilkel, belki bizden çok daha üstün ve hepsi yok oluyor. Belki de vardır ölümden sonra bambaşka bir boyut, böyle etten, kemikten değil tabii...sırf bilinç/ruh olarak. Anlamı şu olurdu bu dünyada iyi ve anlamlı yaşamış olurduk. (Kötülük, ahlaksızlık yapmadan. :)

      Sil
    8. Tabii kişiden kişiye hayatın anlamı değişebilir. :) Bana sorarsanız sonsuzluk yoksa sınırlılığın bir anlamı yok.
      Ölümden sonra hayatın olduğunu bilimsel olarak kanıtlayamayız, olmadığını da kanıtlayamayız tabii ama bilimsel bir örnek sunabiliriz. :) En basitinden, sonbahar kuruyan bitkiler ilkbaharda tekrar canlanıyor. :) Ya da cansız bir embriyonun zamanla canlı bir varlığı oluşturması. Bunlar öylesine olan olaylar olamaz. :)

      Sil
    9. Tabii ki, haklısın İrem'ciğim bu konuda. Milyonlarca insan, milyonlarca fikir var. Ahmet'in fikri Mehmet'e, Ayşe'nin fikri Fatma'ya uymuyor. %100 hiçbirimiz bilemeyiz de. Belki vardır, belki yoktur. Olsa iyi olur:)))

      Yapraklar, bitkiler,ağaçlar örneğin doğru, her yıl yeniden yeniden açıyor, doğuyorlar. Ama o zaman da ister misin tekrar tekrar dünyaya geliyor olalım?:)))Eyvah ben istemem valla bir daha buraya yollamasınlar beni:)))

      Sil
    10. Haha, güldürdünüz. ^_^ Reenkarnasyona inanmıyorum ama eğer öyle bir durum olsaydı sizin dediğiniz gibi hiç hoş olmazdı. :)

      Sil
    11. :))))Kimse istemez valla.:))

      Sil
  10. din sadece kişiyi etkiliyor , oysa insan olmak bütün insanlığı etkiliyor. Bence en önemlisi insan olabilmek . çok üzüldüm ama sıcak bir yuva bulabildiğin için çok ta mutlu oldum .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın Eylem'ciğim, kişiyi iyi yönde etkilediği sürece çok iyi, kişiye mutluluk veriyorsa X dini tamam, sorun yok ama bir de kişiyi kötü etkilediği de oluyor hani o canlı bombalar, yılbaşını kutlayanları öldürenler filan.

      Çok teşekkürler canım, sanırım tüm blogca sevindik. :)

      Sil
  11. Ablacım o yaptıkları dindarlık değilki zaten. İnsanlar bazen itaati ne için ettiklerini bilmiyorlar. Rabbim iyi insan olsunlar,yardim etsinler zarar vermesinler diye emirlerine uyulmasini istiyor. Keske herkes insan olsa dimi. Aslinda hem dindarlik hemde insanlik o kadar kolayki neden insanlar zoru seciyor anlamiyorum. Ama gözlerim dolu okudum. Hic kiyamiyorum ya. Hayvanda olsa cani var. Bende evde besleyemem o ayri. Eve alsam oturdugu yere oturamam. Biraz o konularda pimpirikliym huy meselesi. Ama yardima ihtiyaci varsa en azindan banyoma koyar. Hep ilgilenirdim. Yedirirdim. Ki Gecenlerde kek bile verdim kedilere. Esilanin sütüyle karistirdim yemisler hepsini :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özlem'cim son yorumlar geldiğinde çoktan uyumuşum hem de saat 11 gibi ki, o saatte uyumam ama yorgunluğum anca çıkıyor, sabah da erken kalktım ama. Saat şu an 6'ya geliyor.

      Ah keşke sen yakınımda olsaydın dediğin gibi banyoya koyardın, kedin de yok, kokusunu alıp, seslerini duyup banyo kapısını tırmalayıp, dellenmezdi. Çünkü yukarıda Burcu'm da yazmış ya (kapalı yere koysak bile evin kedisi, köpeği hissediyor anlıyor Burcu'nunki usluymuş, benimki çok kızıyor)

      Ah canım bu güzel kalbine göre Allah da sana iyilikler versin, yalnız kedi, köpeğe kek zararlı aklında olsun, ben de sonradan öğrendim aç olunca severek yiyorlar ama içinde şeker var onlara iyi gelmiyormuş. Normal ekmek içine süt karıştırabilirsen daha iyi olur.

      Çok teşekkürler canım yorum için.

      Sil
    2. Aaa ciddimisin abla ben ne bileyim aksine ohh miss gibi kakaolu kek yunusacik nasilda yerler diye düsnmüştm :( buradada 4 tane yavru var a büyükler. Karsi komsularimiz bakio. Hani pirelendigim kediler :) amin Ablacim Rabbim seninde bu güzel emeklerini kalbini görmezden gelmeyecektir eminim. Yterki icimizdeki insanligi kaybetmeyelim. Allah seninde o kediler gibi karsina hayrli insanlar cikarsin insallah. Öpyorum iyi pazarlar 😘

      Sil
    3. Hiiii hem de kakaolu muydu?:(((ay canımmm peynirli, maydanozlu kek filan olsaydı hadi bir derecede. hem şekerli, hem kakaolu çok zararlı. Neyse öğrenmiş oldun. Ben de kedim olduktan sonra öğrendim bunları, kedisi olmayanların bilmemesi doğal.

      Amin canım, cümlemize iyi insanlar çıkartsın, ben de öptüm, güzel pazarlar Özlem'ciğim. :)♥

      Sil
  12. Muhteşem bir insansınız Müjde Abla, emeklerinize, yüreğinize sağlık, sizin gibi insanların varlığını bilmek harika, dindarlığın kesinlikle başkalarından bağımsız olamayacağına inanıyorum yani mutlaka başkalarına faydası dokunmalı kişinin, hele ihtiyacı olan bir varlığa sırt çevirmek düşünülemez, bu arada olayın tatlı sonla bitmesine çok sevindim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah Eren'ciğim bu muhteşemlik değil basit insanlık. İşte ben o yüzden kafayı dinlere takıyorum, o kadar çok var ki, benim gibi insan ama tabii milyonluk şehirde birimiz orada, ötekimiz filan mahalledeyiz, bir o kadar da hiç "sesimi duyan var mı?" lara hiç ilgisiz kalanlar var:( dün eczaneye olanları anlattım çok sevindi, belki o eczacı bir gün böyle bir miyav miyav ses duyunca, benim yaptığımı yapar, çünkü öğrenmek gerekiyor, bu oturduğum mahalleye ilk taşındığımda tek bendim kedilere bakan, su koyan, sonra benden göre göre onlar da yapmaya başladılar. Bir ara tam dört kişi olduk, sonra bir tanesi evlendi o gün o kızcağızı çok aradım, yanımda olsaydı çok destek olurdu bana diye...sayılarımız biraz artsa çok iyi olacak.

      Evet ben de aynı fikirdeyim dindarlık bence bu kişiler için yanı yazımda anlattığım kişiler için sadece öteki dünyada cennete gitme vaadi için yapılan bir şey, biraz da başkalarına, konu komşuya gösteriş için yaptıklarını düşünüyorum, bir cennet vaadi olmasa yapacaklar mı bakalım o dini ritüelleri? Hiç sanmıyorum.

      Evet ya çok tatlı sonla bitti, çok teşekkürler yorumun için.

      Sil
  13. Dindarım diye geçinenler artık sadece çevresindekilere yardım ediyor. O da eğer ilerde işlerine yarayacaklarını düşünüyorlarsa. Bir kedi onların işine yaramaz. İyi ki varsınız, yoksa o kedilerin başına neler gelirdi kim bilir :( Çok üzücü böyle insanların olması.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet menfaatleri ön planda o tiplerin, mesela ineği seviyor çünkü sütünü satıyor. Kedinin öyle bir faydası yok, zavallıya yardım edince kimseye elektrik,su olarak geri dönmüyor. Sorma yaaa ne yapacağımı düşünmekten ağladım. Umudum kalmamıştı. Ölüme mi terkedeceğim nasıl bir çaresizlik hissettim anlatamam:(

      Sil
  14. Güzel kalpli arkadaşım, tebrik ediyorum seni. Keşke herkes gerçekten senin kadar hayvansever olsa.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum. Keşke öyle olsa....

      Sil
  15. Sanki benim bahçeme bırakıldı bebekler, sanki ben çıktım buldum onları. Aldım elime, insanlara sordum "alır mısınız?" diye.
    Sanki ben oturdum ağladım, ben minnettar kaldım şoförlere, ben aradım orayı burayı.
    Ben tiksindim komşularımdan.
    :(

    Neyseki minikler sayenizde yuva bulmuş.
    Bu yayınınızı cuma günü okumuştum. İçim acımıştı. Bugün cevap yazayım diye açtım, müjdenizi gördüm, yüzüm güldü.

    Dindarlık konusunda birkaç şey söylemek istiyorum bir de. Sizin karşınıza maalesef Kuran'da emredilen Müslümanlardan çıkmamış. Sizin komşularınız 5 vakit spor yapan, ramazanda aç kalan, birayaya gelip kutsal ayetleri dinleyip ağlayıp dövünüp şov yapan yobazlardır. Kuran, Maun suresinde doğrudan onları tarifler,
    Dini yalanlayanı gördün mü?"
    "İşte o, yetimi iter kakar."
    "Yoksulu doyurmaya da teşvik etmez"
    "Vay o namaz kılanların haline ki:"
    "Onlar namazlarını ciddiye almazlar."
    "Onlar namazlarıyla gösteriş yaparlar."
    "Ufacık bir yardıma bile engel olurlar."
    Sizin başınızdan geçenler tamamıyla anlatılmış, farkında mısınız? :’(
    Bu memlekette islam çatısı altına sığınıp, sapıklığını örtmeye çalışan din adamları, vatanını satan devlet adamları var. Bu pislikler islamiyeti kötü gösteriyor. Sonrasında yanlış bağlantı kuruluyor. İslama iftira atılıyor.
    Bunlar cahil, kötü niyetli ve saplantılılar. Ve ben en çok bunlardan korkarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Empati hissin çok güçlü sevgili de kubad, bu beni mutlu etti, önce üzüldük ama ertesi gün yüzlerimiz güldü şükür:))

      Aaaa evet tam olarak komşularımı tarif ediyor ayol bu ayetler!!!! Aa şaştım kaldım valla. Halbuki o yaşlı teyze öyle sıkılıyor ki, yalnız yaşamaktan, onları alsaydı ne mutlu olurdu haberi yok, bak ne diyeceğim yalnız başına ya, sürekli komşu, komşu geziyor, hiç evde oturamıyor, komşular artık şikayet ediyorlar sürekli gelip onlarda saatlerce oturmasından. (Bana söylediler aynen böyle) Gözlemlediğim bir şey bir komşuda 3 saat oturuyor, gidiyor, giderken merdivenlerde filan komşunun kapısındaki terliği tanıyor!!! A mesela Ayşe hanımın terliği mi biliyor, evine gitmiyor bu sefer de o komşuya girip bir saat de orada oturuyor. :))))Bende yaptı aynısını. Bir kedisi olsa bu kadar yapmayacak, yalnızlık hissetmeyecek çünkü ama istemiyor. Neyse en azından kedilerin suyunu filan dökenlerden değildi hatta arada onlara makarna, çorba koymuşluğu var. Sonra ben tembih ettim de çorba koyma dedim hem pislik oluyor, hem kediler tarhana çorbası içmiyor diye...

      Çok teşekkürler canım ayrıntılı bilgilerle dolu yorumun için.

      Sil
  16. Canım arkadaşım; Ben Müjdeli haberi aldım da ancak değerli yazılnı okudum.
    Ama bu konuda yaşadıklarını aktarman çok anlamlı,belki birilerinin de farkındalıkları artar.
    " Din ve Ahlak dersi vardı eskiden artık o da yok okullarda sonuç ortada."

    Geçmiş olsun canısı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah canım, zaten o yüzden yazıyorum, bir kişide söylediğin gibi bir farkındalık oluşturabilsem ne mutlu bana, o bir kişi, bir kişiye daha söyler, sayılarımız artar.
      Çok teşekkürler canım. Sağolasın...

      Sil
  17. Merhabalar.
    Dindar olmak da, insan olmak da çok zor!
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep bey,
      Sevgi, merhamet, empati ve bencillikten uzak durmak, para için yaşamamak, paranın esiri olmamak ilk aklıma gelenler. Çok teşekkürler yorumunuz için.
      Selamlar, sağlıcakla kalın.

      Sil