21 Temmuz 2017 Cuma

BU AKŞAM 'hodri meydan' :)

Valla meşhur laftır, çok tevazu gösterme, seni beceriksiz, yeteneksiz sanırlar. Sanat özellikle TV dünyasında herkes kendi Kaf dağında görüyor. Ben yıllarca hep mütevazi oldum ama artık olmuyorum. Bu pısırıklık yeter. Bu demek değil ki, onlar gibi kendimi Kaf dağında göreceğim. Asla! Normali neyse öyle davranacağım.

Bu akşam Çocuklar Duymasın yeni bölümlerle, yeniden ekranlara gelecekmiş. Gelsin, başarılar dilerim.

O bittikten hemen sonra ben de Karpuz Apartmanı'nın 8. bölümünü yayınlayacağım. :)

Böylece siz sevgili seyirciler ikisini kıyaslama imkanı bulacaksınız. Bakın bakalım hangimizin ki daha komik? Daha izlemeye değer? Ya da Karpuz Apartmanı da ÇEKİLSE, ikisi aynı saatte olsa hangisini izlemeyi tercih edersiniz? Kriterleri elbette kendinize göre belirleyeceksiniz, yine de genel geçer bazı kriterler olarak karakterlerin ve konunun heyecanlı, komik ve ilgi çekici olup olmaması, izleyiciye samimi, sıcak gelip gelmemesi, karakterlerde kendimizi, içinde yaşadığımız toplumu bulup bulamamamız, sonraki bölümleri merak ettirebilme özelliği, sağlam bir konu var mı? Yoksa sıradan, abuksabuk esprilerle zoraki güldürülmeye mi çalışılmış? İlk aklıma gelenler....

Tabii şu var benimki çekilmemiş, çizgi romanımsı bir halde, e anacım elimden bu kadar geliyor, tüm sahneleri, tüm diyalogları koymam mümkün değil. Siz bakarken hayal gücünüzü kullanıp, gerçek oyuncularla, televizyonda izlediğinizi hayal ederek izlerseniz,  ancak o zaman doğru bir kıyaslama yapabilirsiniz. Yoksa bir çizgi romanı, tv dizisiyle mukayese ettirmek mümkün değil. :( Çekemiyorum ki, o gücüm yok ki maalesef:( Keşke olsa sizi öyle izlettirebilsem...İnşallah bir gün o da olur...

Velhasıl bu akşam hodri meydan:)))))


Not: İltimas geçmek yok, onu beğenirseniz de söyleyin ama benimkinin dizi olmuş şeklini hayal ederek kıyaslamayı unutmayın. :)) Yarın bu ilginç buluşma ve bir tür 'rating' ölçümü için ben çok heyecanlı olacağım umarım sizler de katılırsınız. :) Şimdiden hepinize çok teşekkür ediyorum ve bu akşam Çocuklar Duymasın bitince Karpuz Apartmanı'na bekliyorum. :)

Her şey tanıtım, reklam bu zamanda...bugün de böyle bir tanıtım aklıma geldi. :)


19 Temmuz 2017 Çarşamba

BEGONVİLLİ EV - 6. Bölüm



doctor body ile ilgili görsel sonucu

Doktor,  "Yeniden intihara kalkışabilir o yüzden üstüne varmayın"
dedi. 

Belli ki, intiharın sebebi bu hamilelikti.  Ele güne, konu komşuya rezil olmamak için, hazır hastanedeyken kürtaj için doktora danıştılar. 
doctor body ile ilgili görsel sonucu

"Maalesef kızınızda endometriosis var, kürtaj yapamayız, tıbben sakıncalı. Ayrıca yaparsak bir daha anne olamaz."





"Allah'ım!...."


Doktor anlayışlı bir adamdı.



doctor body ile ilgili görsel sonucu

"Kızınız biraz kendini toparlasın, bebeğin babasıyla konuşsun belki birbirlerini seviyorlardır, evlenirler. Her şey yoluna girer."

dedi.

Ertesi gün hastaneden çıktılar. Mahalleye geldiklerinde konu komşu bir tuhaf bakıyor, fısıldaşıyordu.


dedikoducu  kadın ile ilgili görsel sonucu

"Ayaklı gazete" lakaplı Sakine'nin Banu'nun hamile olduğunu tüm mahalleye yaydığını anladılar. 
varoş ile ilgili görsel sonucu

Aradan bir hafta geçti...



Banu evde hayalet gibi dolaşıyordu, annesi ve ablasının tüm ısrarlarına rağmen, bebeğin babasının kim olduğunu söylemiyordu. Tekrar intihar eder diye üstüne varamıyorlardı. Annesi, on yaş daha almış gibiydi. 



"Niye söylemiyorsun kızım? Belki seninle evlenmeyi kabul eder? Evli biri mi yoksa? Bekar değil mi? Niye böyle yapıyorsun kızım? Seni telli, duvaklı gelin edecektim, gelinliğini elimle dikecektim, sen gurur yapıyorsan, söyle bebeğin babasını, ben konuşayım, annesiyle konuşayım, anadır halden anlar, söyle kızım kim yaptı bunu sana?..."

" Evli değil ama anne n'olur ısrar etme. Söyleyemem. Bu iş olmaz, unutun. "



"E, peki ne olacak kızım? Karnın büyüyünce ne yapacağız? Babasız çocuk dünyaya getirirsen herkes ne der? Çaresiz buradan da taşınacağız. Dedikoducu Sakine zaten tüm mahalleye yaymış. Yavaş yavaş toparlanalım kızım. Bizi kimsenin tanımadığı bir yere gidelim. Orada ne yapacağımızı düşünürüz. Artık "Hamileyken eşi terketti, öldü." filan deriz. Bir şeyler uyduracağız. 

Ancak, öyle bir şey oldu ki, yavaş yavaş taşınmaları bile hayal oldu.
Bir akşam Banu, çöpü atmak için dışarı çıktı. Meymenetsiz komşuları Hasan, kıza sırnaştı.



"Kız, herkese şapur şupur bize yok mu?"

"Ne diyosun be! Babam yaşında adamsın, karından, çocuklarından utan! Defol!"

"Sen görürsün!"



kahvehane ile ilgili görsel sonucu


Adam hemen kahveye gitti...



"Hey millet! Bu terzi Mürüvvet'in yollu kızı mahallemizin namusunu kirletiyor. Bana bile sarktı. Karım var, çoluk çocuğum var dedim utanmadı arsız."


"Sana mı Hasan abi? Yuh!"

"Yalansa iki gözüm önüme aksın! Bu kız yuvalarınızı yıkar benden söylemesi."

varoş ile ilgili görsel sonucu

Hasan'ın kışkırtmasından sonra 
mahalleli onların evinin önünde toplaştı...

broken window ile ilgili görsel sonucu


"Anne! Taş atıyorlar! Camımızı kırdılar!"

"İçeri kaçın çabuk!"

"Ben polisi arıyorum."


"Defolun gidin mahallemizden!"

"Sizi istemiyoruz!"

"O orospu kızın kocama yılışmış! Arsızlar!"

"Burası namuslu bir mahalle"



Üçü de korkudan, sinirden tirtir titriyordu.  Mürüvvet'i ençok kızına 'orospu' denmesi yıkmıştı. Banu, o olayı anlatmış, adamın kendisine nasıl sırnaştığını söylemişti. Ama söyleseler kim inanırdı? Karnında bebekle olan Banu'ydu sonuçta. 

Nihayet, polis geldi, kalabalığı dağıttı. 

Mürüvvet

"Burada kalamayız, hemen taşınıyoruz. Ebru, Banu hadi başlayalım toplamaya. Fazla bir şeyimiz yok zaten. Ben bir kamyon bakayım, gece geç saatte gideriz. Herkes uyurken.

Ebru isyan etti.




"Suçlu gibi kaçıyoruz! Banu'ya bunu yapanın suçu yok tabii, Banu'ya iftira atan Hasan denen o pisliğin de suçu yok. O dedikoducu Sakine ve Hasan'a inanan karıların suçu yok. Yine suçlu biz olduk. "

"Ne yapalım kızım? Tüm mahalleye savaş mı açalım? Her gün camımızı, kapımızı mı kırsınlar? Kardeşini taciz mi etsinler?Mecbur gideceğiz. Kimse bir şey diktirmiyor, pantolon paçası, fermuar, tadilat için bile kapımızı çalan yok, Ayşe hanım daha bitmemiş elbiseyi dün alıp gitti gözünüzle gördünüz. Hadi tartışmanın sırası değil, siz başlayın denk yapmaya. Yatak, yorgan...ben kamyon ayarlamaya gidiyorum."


beş, on lira ile ilgili görsel sonucu

Mürüvvet evdeki paralara baktı. Bu kadarcık parayla nasıl taşınacaklardı? Hayırsız kocasından kalan alyansını, annesinden kalan altın küpeleri bozdurmaya karar verdi. Banu'nun 26 günlük maaşı da vardı. En azından kamyonet parasını çıkartırdı. 




(Devam edecek...)

BÖLÜMLER