24 Haziran 2017 Cumartesi

KARPUZ APARTMANI 1. Bölüm


Bir yanında bakkal, bir yanında manav olan Karpuz Apartmanı' nın ismi arsa sahibi olan manav Hüsnü'nün inadından geliyordu.

 "Karpuz, kavun sata sata bu apartmanı diktim" demiş ve apartmanın isminin değiştirilmesine karşı çıkmış; apartmanın ismi  Karpuz Apartmanı olarak kalmıştı. Ve Karpuz Apartmanı'nda yeni bir gün başlıyordu.





Kapıcı Sait efendi, Uzay Yolu ve Mr. Spock hayranıydı. :))))) Evinin duvarları uzay gemisi Atılgan, Mister Spock, Kaptan Kirk posterleriyle doluydu. Komşuları da "Volkan selamıyla" selamlardı.:)))))




"Günaydın kedici teyze, ekmek ister misin?"



"Günaydın Sait efendi, bir ekmek alayım ama
şu Volkan selamını bir türlü beceremiyorum."

"Önemli diil Kedici teyze ben de Volkanlı diil dünyalıyım zaten. Ehehehe
hadi iyi günler sana."

"İyi günler evladım."



O sırada tepeden gürültüler geldi. 
Sait efendi,  gümbürtüleri duyunca sırtını kapıya yapıştırdı, ekmek sepetine sımsıkı tutundu.


5 No'da oturan Zeynep hanımın çocukları Taner ve Soner iniyordu.  Arkalarından da anneleri indi. Kadıncağız epey kiloluydu. Ve bunu 'takıntı' yapmıştı.

"Ne yalan sülim Zeynep hanım, senin gızanlar inerken  kendimi  Serengeti düzlüklerinde gergedan sürüsüyle karşılaşmak üzere olan belgeselci  gibi hissediyorum."

dedi.
Ah! Sorma Sait efendi, şeytan diyor Safari  ayağına git oralara, bu ikisini orada bırak, gel. Ama annelik işte yapamıyorum.


GÜLSE & ZEYNEP :
ŞİŞMAN- ZAYIF KISKANÇLIĞI
ANNE - ANNE DEĞİL KISKANÇLIĞI


Zeynep, aşağı indi, çocuklar yaz okulu için servise binerken. Çalışan karı koca Gülse ve Burak da arabalarına binip işe gitmek üzereydiler.



"Ay, Burak, bak Zeynep geliyor"




Şimdi  "Annelik çok zor canımcım." diyecek.




"Annelik çok zor canımcım."
(Tercümesi: Sen anne değilsin, çatla)



"Ay!Kariyer kadını olmak da çok zor hayatım.
Sen ne güzel evde oturup koca parası yiyorsun."




"Sen benim kocamı mı kıskanıyorsun kız?
Sen kendi küpeli, at kuyruklu,
 entel dantel kocana bak. 
"

"Yok ayol, ne kıskanacağım senin kocanı. Tersine iş yerinde sıkılınca
"Kocişimle kahvaltı", 
"Kocişim cicişim"
resimlerinize bakıp eğleniyoruz. 7/ 24 canlı yayın
Zeynep ve kocişi Halim'in hayatı 
hahahahaha ayrıca küpe Burak'a çok yakışıyor:)

"Ay! Kariyer kadınıymış! Yakında ben de 
kariyer kadını olacağım, yazar oluyorum yazar 
blog açıyorum."



"Yemek bloğu mu?"
hadi baaaay....


Dur, gitme! Ne demek istedi bu entel dantel?
 Yoksa bana şişmansın mı demek istedi?


Zeynep, çocukları servise bindirip öfkeyle eve gitti. 




" Halim, Gülse bana şişman demek istedi. Üüü!..."




İsmi gibi halim selim biri olan eşi güldü: 
"Yok canım, karıcım, sen şişman değilsin, balık etisin."




"Üüüüü! Gülse ile aynı yaştayız ama o benden 10 yaş genç gösteriyor! O kadar diyet yapıyorum bir türlü kilo veremiyorum."



"Pazartesi diyete başlayıp, çarşamba bitirdiğin için olmasın?"
karıcım? heheheheh:))))))))



"N'apiiim, yemek yemeyi seviyorum, oburum işte,
dayanamıyorum. Üüüü"


"Boş ver karıcım, zayıflayıp ne yapacaksın, Gülse'ye bak bir deri bir kemik. Birleşmiş Milletler görse gıda yardımı gönderir. :))))))))))"

"Gönderir di mi? Hahaha, ay valla BM'e müracaat edeyim de kapılarına un, pirinç filan koysunlar".:)))))

"Hadi kahvaltı edelim artık."


"Büyük oğlan nerede? İlkerrr! Hadi kahvaltı!"

"Bizim bir oğlumuz daha mı var? Hehehehe...."

 "Valla ben bile unutuyorum bazen, çiş ve yemek dışında odadan çıkmıyor. "



"Geliyorummmm...anne tam zombiler bana saldırıyor!
Şimdi gelirsem ölürüm bitince gelirim. Siz başlayın."

Annesine temizlik yapmayı yasakladığı için büyük oğlunun odasını örümcek ağı kaplamıştı.  Masaya geçtiler. Halim tam çatalı peynire batırıyordu ki, Zeynep atıldı.
"Dur yeme! Resmini çekeceğim. Zeynep alay etti. İnadına koyacağım."  

Resimler çekildi. 
O sırada apartmanın önünde genç, güzel bir kız, "KİRALIK MOBİLYALI DAİRE" yazılı kata bakıyordu.


"Yaşasın mobilyalı kiralık daire kaça acaba?"

Kızın ismi Arzu'ydu. Yazardı. Pencereden bakan ÇÖPÇATAN TEYZELER, Raigan ve Nagehan kardeşler kızı gördüler.  İki yaşlı kızkardeşin en büyük merakı insanları başgöz etmekti. Şimdi de apartmandaki yakışıklı doktora güzel bir eş arıyorlardı.


"Ayol, şu güzel kız üstteki kiralık daireye bakıyor. Ay, inşallah o tutar. Baksana bizim doktora ne kadar yakışır di mi hemşire?"


Çöpçatan teyzelerin bahsettiği doktor Ayhan, kardiyologdu.


Arzu, apartmanın önünde Sait efendiyi görünce, kiralık dairenin fiyatını sordu. Makul bulunca evi gezmek istedi.

"Aman hanım kızım dur önce ben gireyim de korkma. Çünkü bizim bi 155 Selahattin abi var, CIA ajanlarına karşı bir takım icatlar yaptı."

"CIA ajanları mı?"

"Evet kızım biraz üşütüktür de sağolsun."

dedi. Sait efendi apartmanın kapısını açınca duvar ve tavanlardaki gizli kapaklar açıldı, robot gözler yeni gelenleri inceledi. Mekanik bir ses duyuldu:





"Boingggg ! Zzzzzz! CIA ajanı değil. Yeşil! Geç."

"Tamam kızım şimdi girebilirsin. Artık seni tanıdılar, bir daha böyle ötmezler. Ben sana anahtarı vereyim gez daireyi."

"Tamam teşekkürler. Bu 155 Selahattin tehlikeli biri değil ya? Yoksa daireyi tutmayayım."

" Yok, yok, bacım, altın kalplidir sadece icadını çalmaya gelecek olan CIA ajanları ondan korksun senin korkmana gerek yok kızım. 20 yıldır karıncayı incittiğini duymadık. "

"İyi o zaman. Adı niye 155 sahi?"

"Sıksık onu, bunu CIA ajanı sanıp, panikler, 155'i arar, bizim karakolu boşuna meşgul eder yani. O yüzden.."

"Hmm anladım."

O sırada 155 Selahattin de zaman makinasıyla uğraşıyordu. Elindeki prizi sokete takacaktı.



" Onikibinüçyüzaltmışıncı deney için, Bismillah'la fişi prize takıyorum."



"Allah! Şükür çarpıla çarpıla
şerbetlendim de bişi olmadı. 
Ner'de hata yaptım acaba? Neyse pes etmek yok.
"


Arzu, kiralık daireyi gezerken, doktor Ayhan da günde 24 kez arayan annesiyle konuşuyordu.


"Merak etme annecim üşütmem iyi giyindim."
"Merak etme annecim aç kalmıyorum. Hastanede yemek çıkıyor."
"Merak etme annecim evleneceğim."
"Hayalimdeki kızı bulunca evleneceğim annecim."



çelik kapı ile ilgili görsel sonucu
O sırada kapı çaldı. 

"Kapı çalıyor anne kapat istersen, 
belki hayalimdeki kız gelmiştir." :))))


Ne dersiniz acaba yakışıklı doktorumuzun hayalindeki kız mı gelmişti?

:))))))))




Ama gelen kedici teyzeydi. 
"Doktor bey evladım bizim Sarman biraz öksürüyor
bir bakar mısın sana zahmet?"


"Ama teyzecim, kedi anatomisinden anlamam ki ben..sana
uzman bir veteriner hekim arkadaş bulacağım söz..."


"Olsun evladım, sen doktorsun, ha insan, ha kedi 
dinleme aletinle bir dinleyiver."

"Eh peki teyzecim senin gül hatırını için. Gel bakalım." 

Doktor Ayhan, Sarman'ı dinledi. 

"Teyzecim çaydanlık fokurdar gibi sesler var ama sanırım kedi için alışılagelmiş bir şey. Mamasını yiyor, koşup oynuyorsa bence iyidir." dedi. 



"Allah razı olsun evladım. Akşam sıcak poğaça yapıp sana da getireceğim. Hadi pati ver Sarman doktor beye teşekkür et."

"Zahmet etme teyzecim. Gerek yok. Hayır duan yeter. Geçmiş olsun Sarman. " :))))))))



Gülse,  iş yerinde Zeynep'in instagram'a yüklediği fotolara bakıyordu. 


"Hahahay, Zeynep yine yediklerini, içtiklerini koymuş."
"Paylaşmazsa ölecek hastalığı"
:)))))))

Bakalım altına neler yazmış?AAAA! Duy da inanma!
Hep bana gönderme!

ziyafet sofrası ile ilgili görsel sonucu

"Ay annelik çok zor, bugün gördüğünüz yemekleri yaptım, yoruldum tabii anne olmayan bilemez. Çalışan kadınlar yemek bilmiyor acıyorum valla. Mesela komşum Gülse; yazık kız hep köşedeki lahmacuncudan lahmacun alıyorlar. Lahmacuncu kapanırsa aç kalacaklar ama ben komşuları olarak onlara tabak tabak yemek götürürüm yani. E, komşuluk vazifesi. :)) "





"Üüüü, olamaz ya! Hep lahmacun yiyormuşuz, hiç de değil geçen gün
makarna, ondan önceki gün de menemen yaptım. Keşke resmini çekseydim."


Arzu, evi beğenip tuttu. Mobilyalar çok iyiydi, birkaç parça şey almak için AVM'ye gidip geldi ve tam yerleşirken kapı çaldı. Gelen ÇÖPÇATAN TEYZELERDİ. 


Arzu'ya ahiret soruları sorunca, Arzu onlara küçük bir oyun oynamak istedi:

"Kızım nasıl evi beğendin mi? Seni pencereden gördük biz...."

"Biliyorum farkettim."

"Ben Raigan, bu da kardeşim Nagehan. Bize bu apartmanda 'çöpçatan teyzeler' derler. Hahaha. Çok kişiyi başgöz ettik de. Eee, sen bekarsın di mi güzel kızım."

"Bekarım teyzecim."

"Annen, baban?"

"Bursa'da oturuyorlar ben okulu bitirdim burada yaşamaya karar verdim."

"Hııı...tek başına mı oturacaksın?"

"Yok, kızım da var."

"A! E, hani bekardın?"

"Bekarım zaten teyzecim."

"A! Gözü kör olsun demek kocan seni kızınla ortada bıraktı. Boşadı ha? Tüüü toprak başına."

"Yok, yok teyzecim boşanmadım çünkü evlenmedim hiç."

"AA! O nasıl iş? Sen mi istemedin evlenmemeyi?"

"Yooo. Evlenmedim ama kızım var."

"Aaa! Evlenmeden mi çocuk peydahladın sen arsız?"

"Ayol biz de seni doktor bey oğlumuza yakıştırıp ne hayaller kurmuştuk. Vah vah vah vah!"

"Hayallerim paramparça oldu hemşire."

"Sorma ayol benim de..."
İki kocakarı dizlerini dövmeye başlayınca, Arzu onlara acıdı. Odaya gitti ve bir saniye sonra geri geldi. 


"Tanıştırayım: Kızım Pamuk, Pamuk bunlar da Raigan ve Nagehan teyzeler."



"Aaaa! Ayol bizi kandırdın ha? Neyse az kalsın yüreğimize inecekti.
kedin de pek güzelmiş. Bizim yakışıklı doktor da kedileri seviyor. "

Tam o sırada kapı çaldı.  İyi insan lafının üstüne gelirmiş. Gelen doktor Ayhan'dı. Elindeki küçük poşette Çöpçatan teyzelerin ilaçları vardı. Teyzeler mahsus onu kiralık daireye çağırmıştı. :)))))



Ama doktor ve Arzu birbirini görünce  hiç de romantik bir tanışma olmadı. AVM'ye gittiğinde, orada park yeri yüzünden biriyle tartışmıştı. Adam süpermarkete girince de,  Arzu, anahatarıyla adamın arabasını çizmişti.


" SEN !"



"SEN!


"Arabamı sen çizdin değil mi ruh hastası! Senden önce park yerine girdim diye!"

"Yok artık. Bana ne senin külüstür arabandan maço?"

"Üşenmesem kamera kayıtlarına bakardım sen dua et."

"Ay çok korktum titriyorum."

"Haspinallah. Burayı tuttum deme bari."

" Tam üstüne bastın kaldır ayağını. Ben tuttum."




"Allah'ım ne günah işledim? Acaba hastalarımdan birine yanlış teşhis mi koydum?"


"Ay! Doktor olduğunu illa söyledin yani. Kendini beğenmiş."

"Yok artık! Fesat!"

"Hiç de değil ben megafonla 'yazarım' diye ilan ediyor muyum?"

"İşte etmiş oldun. Neyse ben çöpçatan teyzelerin ilacını getirmiştim iyi günler!"

"Hıh.!


Arzu kapıyı GÜM diye kapattı. Doktor kızarak gitti. Çöpçatan teyzeler gülüyordu. :)))))





"A! Niye gülüyorsunuz Çöpçatan teyzeler? Komik olan ne?"


"En büyük aşklar kavgayla başlarmış da ondan gülüyoruz güzel kızım. Ay ne romantiiiik....di mi hemşire? Hani İsabella ile Alehandro'da böyle kavga etmiş sonra aşık olmuşlardı."

"Hatırlamaz mıyım sonra da köle sahibi onları ayırmaya çalışmıştı..."

"Kız hemşire şaşırdın, o İsaura'ydı, bu Alihandro ile İzabella..."

" Ya, inanmıyorum siz ikiniz gerçekten çok şekersiniz."

"Sağol kızım, ikimiz de bütün gün pembe dizi izleriz, günde tam 15 pembe diziye bakıyoruz.":))))))

"Ne! Olamaz!"

"Hı...hı...torunum bize pembe dizi kanalı buldu. Sabahtan akşama kadar Brezilya dizisi oluyor."


Yavaş yavaş akşam oldu...

akşam mahalle ile ilgili görsel sonucu


 Karpuz apartmanını ışıkları yanarken, Sait efendi akşam servisine çıktı. O sırada 155 Selahattin, mumyalarla ilgili bir kitap okuyordu. Elinde kitapla kapıyı açınca, meraklı Sait Efendi, o para getirmeye gidince "Sen para getirirken kitaba bakabilir miyim?" diyerek kitaba bakmaya başladı.




"Bu büyülü sözleri söylerseniz mumya canlanır 
tekrar kitaba girmesi için sözleri tersten söylemeniz gerekir."



"Hahahaha! Yok artık! Amma da uydurmuşlar. 
Temeh anek kısan dud nasta" dersen mumya canlanırmış. Peh!


mummy cartoon ile ilgili görsel sonucu
Grrrrrrr!




"Annneeeeee!  Eşhedü!" 

"N'aptın Sait efendi büyülü sözleri mi okudun?"

"Bir halttır ettim."

"Çabuk kitap nerede? Tersten okursak kitaba giriyor. Bir kere denemiştim."

"Korkudan kitabı alt kata düşürdüm."

"Ne! Yuh! Ne halt edeceğiz şimdi?"

"Acaba mumyaya yaklaşıp Volkan ölüm kıskacı yapsam işe yarar mı?"

"Saçmalama Sait efendi, Ben 155'i arıyorum."


"Yine mi sen 155 Selahattin? Bu sefer hangisi?
CIA ajanları mı, M16 ajanları mı? Ne! MUMYA mı?
Ahahahahaha! Mumyayı bize gönder çay içelim.
Bak valla polisi boşuna meşgul etmekten
sonunda içeri alacağız."

Karakoldakiler 155 Selahattin'e inanmayınca, içeri gidip bir megafon alıp geldi.

"Bunla mumyanın kafasına mı vuracaksın 155 abi?"

"Yok yahu! Apartmandakilere anons yapacağım kimse dışarı çıkmasın, apartmanda mumya var diye. Herkes polisi arar bana inanmadılar onlara inanırlar. Apartmanın kilitlerini de otomatik kilitledim. Mumya dışarı çıkamaz. "

"Hah! İyi fikir. Hemen anons et."

"Dikkat Dikkat! Karpuz apartmanı sakinleri, sakın kapıları açmayın, apartmanda mumya var. Polisi arayın."

Anonsu duyan herkes önce güldü ve 155 Selahattin'in  paranoyaklığı sandı ama kapının gözünden bakınca herkes mumyayı gördü ve polisi aradı.





Aaaaa! Gerçekten mumya var! İmdaaat!

Karakolun telefonları aynı anda çaldı. Üç telefonun üçü de aynı şeyi söyledi:

" Mumya mı?"

" Mumya mı?"

"Mumya mı?"

Ancak, 155 Selahattin'in icadı kilitle kapı kilitlenmişti ve polisler içeri giremediler. Millet kapı önünde üşüşte. Kimse ne olduğunu anlamamıştı. Sonunda Sait efendinin aklına bir fikir geldi:


"155 abicim, Zeynep hanımın büyük oğlu Soner bilgisayar canavarı ya, ona telefon etsek kitabı internette bulup büyülü sözcükleri okusa olmaz mı?"

"Hay aklınla bin yaşa Sait efendi. Olur tabii. Bal gibi de olur hem de. Telefonu var mı sende?"

"Bütün komşuların telefonu var, dur cebimde."



Telefonu Soner'in babası halimselim Halim açtı, Soner hemen işe koyuldu, kitabı buldu. Herkes kucaklaştı, sevindi ama kitabın sitesi sayfalarını okumak için para istiyordu! Kredi kartında para kalmayan Halim "Bu iş yattı." dedi. O zaman 155 Selahattin megafonla ikinci bir duyuru yaptı:

"Komşular! Kapı açılmıyor, polisler içeri giremiyor! Süpürgesini, sopasını alan gelsin, biz daha kalabalığız, mumyanın hakkından geliriz."





Böylece bir koşuşturma başladı....
kah mumya onları; kah onlar mumyayı
kovalıyordu, bir aşağı, bir yukarı...


Sonunda mumya kitabı onlara fırlattı. Fırsat bu fırsat 155 Selahattin kitabı kaptı ve büyülü sözcüklerin olduğu sayfayı aramaya başladılar. 

"Hay Allah! Hangi sayfaydaydı lan! 300 sayfa!"

"Hah! Buldum! 

Nihayet, 155 Selahattin büyülü sözleri tersten okudu ve mumya tekrar kitaba girdi. Herkes rahat bir nefes aldı. 




Heyecanlı, olağanüstü geceden sonra sabah oldu...Karpuz Apartmanı yeni bir güne başlıyordu.  Sait efendi yerleri süpürürken yaşam koçu Yurdagül'ü gördü.




"N'apıyorsun böyle Yurdagül hanım kızım?"

"Evreni kucaklıyorum Sait efendi."

"Hmmm.....bir işe yarıyor muymuş hanım kızım? Yarıyorsa, işim bitince ben de kucaklayayım evreni. "

"Umarım yarıyordur Sait efendi. Pozitif düşünelim, iyi düşünelim, her şey iyi olsun." :)))))

"E, iyi olsun kızım."





" Yurdagül kızım, dikkat et de polisler seni duran kadın eylemi diye götürmesin.":)))))



"Merak etmeyin çöpçatan teyzelerim. Gelirlerse Sait amca Vulkan ölüm
kıskacıyla onları bayıltır.":))))))))




"Hihihihihi. Sahi ya Uzay Yolu'nda yakışıklı bir kaptan vardı
hatırladın mı hemşire? Hani sen evleneceksin, ben evleneceğim diye
kavga etmiştik gençliğimizde. Ah! Kaptan Körk ah!":)))))))


Çöpçatan teyzeler ile yaşam koçu Yurdagül sohbet ederken. Gülse ile Burak'ın kapıları çaldı. Pazar olduğu için evdeydiler. Kapıyı gülse açtı. 


"A! "

"Günaydın Gülse'cim sarışın oldum nasıl yakışmış mı?
Komşucumun fikrini almak istedim. "




"Güle güle kullan da hayatım, yani sen doğal sarışın değilsin ki..
sana siyah saç daha yakışıyordu."



"A! Hiç de bile. Ben doğduğumda sarışınmışım,
sonra koyulaşmış."



"Ay! Yok artık! Doğal sarışın benim gibi olur,
mavi göz, sarı kaş, sarı kirpik.."



"Evde albümde bebeklik resmim var, hatta annem
bir tutam sarı saçımı kesip ataçla tutturmuş. Bekle
gidip bulayım bebeklik resmimi instagrama koyacağım. "


O gün, Zeynep çok öfkelendi. Bütün gün bir çare düşündü.



"Bebeklik resmimi sarışın yapmalı ve bir tutam sarı saç bulmalıyım."



 İnternet canavarı büyük oğlu İlker ne güne duruyordu? Fotoşop diye bir şey vardı yani.:))))))))
Önce albümdeki  bebeklik resmini bulup, çıkarttı.




"Eveeeeet.....hadi benim internet canavarı oğluşum şimdi annenin
bebekliğini bir güzel sarışın yapıver."




"İşte oldu anne..."

Sırada, bir tutam sarı saç bulmak gerekiyordu. Gerçek saç olmalıydı, bebek saçı gibi yumuşacık, Gülse evlerine gelip de, fotoğrafı görmek isteyebilirdi. Sert, boyanmış saçı hemen anlardı. Aklına harika bir fikir geldi. Koşa koşa  yeni saçını göstermek bahanesiyle, Suna hanımlara gitti, zillerini çaldı. Suna hanım, Karadenizliydi, mavi gözlü, sarı saçlıydı, kızı Aleyna da, annesi gibi sarı saçlı, mavi gözlüydü. Gitmeden yanına küçük bir kağıt makası alıp, cebine koydu. :)))))))))))))))



"Merhaba canım komşum, saçlarımı boyattım da göstermek istedim hahaha, nasıl olmuş? Hem de bir kahve içeriz dedim. Ay, Aleyna'cım da buradaymış. Kuzummm...:))))



blonde child playing at home ile ilgili görsel sonucu

"Oy, oy canım Aleyna'm  oyun oynuyormuş....."

Suna, mutfağa gider gitmez Zeynep cebinden makası çıkarttı...



hand holding scissors ile ilgili görsel sonucu


Ancak tam o sırada Suna içeri girmez mi!

"Kahven nasıl olsun canı....aaaa ne yapıyorsun sen  makasla! Manyak! Uzak dur çocuğumdan!"

"

"Üüüü...yanlış anlama canım, izah edebilirim...Gülse'ye bebekken
sarışın olduğumu ispatlamam lazım...."

diyerek tüm hikayeyi anlattı. Suna da kızının sarı saçından minik bir tutam kesip Zeynep'e verdi. Zeynep'in sevinci görülmeye değerdi:)))))))))))))

"Canımcım sağol, çok teşekkür ederim, çok teşekkür ederim. Hemen gidip fotoşopa tutturayım bu bukleyi. İnstagrama yükleyeyim. Sen de bakmayı unutma. Öptüm! :)))))))

" İlahiiiiiiiiii! Ne gerek var böyle yalanlara neyse sen mutlu ol da. Sahi saat iki'de bende toplaşıyoruz tüm hanımlar gelmeyi unutma. Sayko Ceyda'dan nasıl kurtulacağımızı konuşacağız."

"Aaa! Tamam canım. Gelirim. Bir şey getireyim mi? Söyle bak ne olur çekinme, börek yapayım mı?"

"Yok canım ben her şeyi hazırlarım. Sağol."

"İiii asıl sen sağol canım."

Zeynep koşa koşa evine gitti, Aleyna'nın buklesini albümdeki fotoğrafa tutturdu, resmini çekti ve instagrama yükledi.

Gülse instagrama bakınca şaşırdı.



"Aman Tanrı'm ! Doğru söylüyormuş! Gerçekten sarışınmış"
Gel bak Burak.







"Oha!
"Hastanede bebekleri karıştırmış olmalılar." ! :))))))))))))))




saat iki ile ilgili görsel sonucu



Saat öğleden sonra iki olduğunda, tüm hanımlar Suna'da toplaştılar. Çaylar içilip, kısırlar yenirken, Sayko Ceyda'ya henüz söz gelmeden Aleyna Zeynep'e döndü ve



blonde child playing at home ile ilgili görsel sonucu

"Jeynep teyjeeee  saçımı keşmiştin ya, inştagrama koydun mu? Ben de bakçam." 

diye sordu. 




"Ne? Yok canım, ben mi? Saçını niye keseyim canım
ahahahaha çocuk işte hayal görüyor!"


Aleyna haklı olarak kızdı

" Ben hayal görmüyorum işte! Şabah şaçımı keştin ya?"

Suna da

"Aaaaaaa! Aşkolsun Zeynep'cim, sen benim kızıma yalancı mı diyorsun? Sabah gelip instagrama koymak için kızımın saçını kestin ya?"




Ahahahahaha demek o saç Aleyna'nın dı...
fotoşop yaptın ha? Seni üçkağıtçı seni.
Biz de Burak'la doğumda bebekleri karıştırmışlar sandık.
Hahahahahayyyy.......






"Bıktım senin bu kendi beğenmiş, entel dantel tavırlarından!
Sen de kocan da entel dantelsiniz yalan mı?
Gidiyorum ben! Saçımı tekrar siyaha boyatacağım. "

"Aaaaaa! Komşum gitme ! Hay Allah!"........


O günkü  Sayko Ceyda'dan kurtulma toplantısı iptal oldu. Sayko Ceyda kim mi?

 " Bu apartmanın adı Salak Eşler Apartmanı olmalı, ayyyy paçozlar, ben havalı kadınım, bir gün birinizin kocasıyla kaçacağım" diyen  tip tabii ki. :))))))))))) 

Akşam olunca, Gülse,  Zeynep'in facebook sayfasına baktı.  Sarışın bebeklik fotosu silinmişti. 




" Dostun seni arkadan bıçaklayınca kızma, ona arkanı dönen sensin"

"Olamaz! Bana gönderme yapmış!"

Gülse de hemen kendi duvarına 

" Her yüze güleni dost sanma"  yazdı. 



akşam mahalle ile ilgili görsel sonucu


Gece yarısını geçti.  Bir Zeynep yazıyor, bir Gülse yazıyor, bir Zeynep yazıyor, bir Gülse yazıyordu. Sonunda ne yazdıklarının farkına varmamaya başladılar.



"Sakla samanı gelir zamanı...."


"Ak akçe kara gün için........"

Bu kıskanmalar, facebook, sosyal medya insanları olmadık şekillere sokuyordu sonunda ikisi de kendilerinden nefret etmeye başladılar ve soluğu apartman komşuları, yaşam koçu Yurdagül'ün kapısında aldılar.

"Aman Tanrı'm ne yapıyorum ben? facebook yüzünden  kıskanç ve üçkağıtçı biri olup çıktım.! Yurdagüüülllllllll imdaaatttt":)))))))))))))

"Ne yapıyorsun Gülse? Facebook yüzünden manyak ve kıskanç oldun!  En sevdiğim komşumla aram bozuldu. Yurdagüüüülllll imdaaattt:))))))))))

"Ne yapıyorsun?"

"Yurdagül'le konuşmam lazım."

"Hayır önce ben konuşacağım."

"Hayır önce ben geldim."

" Üçkağıtçı!"

"Enteldantel!"

"Akşam yazdığın atasözlerini niye sildin?"

"Sen niye sildin?"






"Canım arkadaşım facebook yüzünden küsmeyelim bir daha"

"Haklısın canım ne salağız biz yaa" :))))

Bir an internetin, cep telefonunun, bilgisayarın icat edilmediği, birbirini özendirmeler, kıskandırmalar, övünmelerin olmadığı, o eski güzel günlere döndüler. Acaba bu barışma ne kadar sürecekti? :)))))))))




1. Bölümün sonu:)


(Karpuz Apartmanı' ndan bu bölüm bu kadar.
Bücürük TV dizilerini tercih ettiğiniz için teşekkür ederim.
 :)))))



Not: Karpuz Apartmanı da, yapımcıların burun kıvırdığı, "Ünlü olmayanların dizilerini çekmeyiz, dışarıdan proje kabul etmeyiz" diye reddettikleri bir dizi projemdi.