20 Eylül 2017 Çarşamba

BEGONVİLLİ EV 12. Bölüm


begonvilli malikane ile ilgili görsel sonucu




"Neyse kız beni tanımadı. Demek görmemiş. 
 Zaten o trafikte ve o şokta görmesi imkansızdı."



"Kızım, ailemizle tanıştın. Şimdi bebeği şöyle
kanepeye koyalım, torunlar biraz sevsin sana
soracaklarım olacak, Zehra kütüphaneye
iki çay getir."



"Peki..."




"Bak kızım, oğlumun durumu malum. Konuşamıyor,
 o yüzden ikinizin arasında ne geçtiğini 
bilemem. Sadece senin anlatacaklarınla ki, bana
gerçeği mi söyleyeceksin  bilemem - yetinmek
zorundayım.  
Yine de anlat bakalım, oğlumla 
nasıl tanıştınız? Nasıl bu noktaya geldin?"



" Bir mağazada tezgahtar olarak çalışıyordum,,,"


begonvilli malikane ile ilgili görsel sonucu



Ebru, kızkardeşi Banu'nun yaşadığı her şeyi, 
kendi yaşamış gibi anlattı.




"  Oğlum bunu gerçekten yaptıysa öz oğlum da olsa
hoş görmem.  Şimdilik müştemilatta kalmaya devam et.
Sana ve torunuma en iyi şekilde bakacağız.
Benden istediğin bir şey var mı? 
tazminat istiyor musun? Ya da dava açmak?
gazetecilerle konuşmak gibi niyetlerin var mı?"


"Hayır asla. .Sadece oğlumun yasal soyadını
almasını istiyorum. Bir de bir iş istiyorum. Çalışmak,
ekmeğimi kazanmak. "


"Hmmm..aferim hoşuma gitti. Senin parada, pulda
gözün olsa şimdiye kadar o tv kanalı senin,
bu tv kanalı benim dolaşırdın. Sana bizim fabrikalardan
birinde iyi bir iş vereceğim sen çalışırken torunuma evde
gayet iyi bakılır. işe ne zaman başlamak istersin?"


" Hemen başlayabilirim."



müştemilat ile ilgili görsel sonucu

Ebru bebeği de alıp müştemilata döndü.
Ev halkı da hararetli bir tartışmaya girdi.


"Bebek çok tatlı baba, tıpkı Kerem'in bebekliği.."



"Benzeyecek tabii özbeöz oğlu...
benim de torunum."


"Bebeğe şimdiden kanım kaynadı ama bu kızın
sana anlattıklarına inanmıyorum. Kerem
öyle biri değil. Hem tanımıyoruz, etmiyoruz
hırlı mı, hırsız mı? Gece gelip hepimizi kesse... "





"Kayınvalidem haklı 'Efe' babacığım. Kimin nesi? Kimin fesi
bilmiyoruz. Birilerinin maşası olmasın? "



"Yuh! Küçük torunumu, felç oğlumu saymazsak,
evde üç  erkeğiz, 
bir dolu güvenlikçi var. 
Bacak kadar kızdan mı korkacağız?
Onun bizden korkması lazım. 
Birilerinin maşasıysa çıkar kokusu o zaman
ona göre davranırız."


" Kerem beni kandırdı demiş,
peki ne malum onun Kerem'i kandırmadığı? Belki
mahsus hamile kaldı? Kısa yoldan zengin olmak,
sınıf atlamak için..."


"Kardeşin iyileşmediği sürece bu sorunun cevabını bilemeyiz.."



"Bu kız Banu değil. Kim acaba? Bir ablam
var demişti, o olabilir. 
Hepsini kandırıyor. Kahretsin
bir konuşabilsem ya da yazabilsem..."



"Ne olacak peki Efe?"


"Benden iş istedi, para kazanınca 
gecekondu da olsa kendi evine gitmek
istiyor. Ona iş vereceğim, müştemilatta
kalmaya devam edecek şimdilik.
Hadi artık akşam yemeği yiyelim, acıktım."


"Sen nasıl istersen Efe.."

preparing dinner ile ilgili görsel sonucu

Mutfakta akşam yemeği hazırlığı yapılırken..büyükhanımın
"İMDAAAT!"
dediğini duydular.





"Anneciğim N'oldu? Bismillah!"


"Mendillerimi çalmışlar! Mendillerimi
bulamıyorum. Eve hırsız girmiş, Mendillerimi çalmış. 
Ne biçim ev burası! Bekçi yok mu bahçede?
Hani bizim bekçi  Dilaver efendi? "



"İlahi anneciğim ödüm koptu,
sana bir şey oldu sandım."


" Yukarıda odadadır,
hemen getiriyorum. "


Mutfakta ise Zehra ne kadar saklamaya çalışsa da, müştemilatta kalan, bebekli kızla ilgili herkesi bir merak almıştı. 

"Bebeğiyle bir kız kalıyor müştemilatta. Benden duymuş olmayın ama galiba bebeğin babası Kerem bey. Yoksa niye alsınlar oraya?"
"Belki uzak bir akrabalarıdır...başı derttedir, kalacak yeri yoktur. Olamaz mı?" 




Ebru, mor, pembe begonvillere bakarken
kızkardeşi Banu'nun sözleri aklından gitmiyordu..


"Minicik bir evimiz olsa abla,
bahçeye begonviller ekerim...
bakar, sularım...ne güzel olur değil mi?"


"Senin olamadı ama bebeğin
begonvilli evde büyüyecek
sözümü tuttum canım kardeşim..."




O sırada müştemilatın kapısı çaldı..
gelen Kerem'in abisi Erdem'di..
Acaba niye gelmişti?






(Devam edecek)

Bölümler:




17 Eylül 2017 Pazar

KARPUZ APARTMANI 19. Bölüm



boğazda lokanta ile ilgili görsel sonucu



Geçen bölümde, doktor ve arkadaşı restorantta kamera kayıtlarına bakınca, Hale'nin üçkağıdını ortaya çıkartmışlar ama doktor bu güzel haberi Arzu'ya vermek için koşup, düşünce, hafızasını kaybetmişti. :)



"Hocamın dediğine göre geçici hafıza kaybı
iki günde iyileşirmiş."



"Biliyorum zaten. Hasta kim?"


"Kim olacak? Sensin."


"Ama ben gayet iyiyim. Gidip Hale'yi
bulayım. "


"Hale mi?
Hay, ben böyle şansın....."



" Akşam hastaneden çıkınca sinemaya
gidelim mi aşkım?"



"Tunç iyi ki, hafıza kaybını ağzından kaçırdı..
aklıma bir şey geldi..."



" Tabii gidelim aşkım. Hadi bir de selfi
çekelim. Telefonunda 'aşkım'a bas bana gelsin.."



" Çekelim tabii hayatım..."

mahalle resmi ile ilgili görsel sonucu

Arzu, merak içindeyken mesaj geldi...



"Mesaj geldi Adnan kamera görüntülerinden 
bir şey mi buldu acaba? "




"Aman Tanrı'm! "



" Nasıl olur? Aşkımız
yalan mıydı! Benimle
alay ediyorlar? Yazıklar olsun."


çelik kapı ile ilgili görsel sonucu

ZZZZZZRRRRR!
ZZZZZRRRRRR!!!



"Kim o?"


"Arzu benim bacım. 
Aç çok mühim!"


mahalle resmi ile ilgili görsel sonucu

Tunç, olan biteni Arzu'ya anlattı,
kamera görüntülerini gösterdi...


"Yani  iki gün sonra Adnan'ın
 hafızası yerine gelecek diyorsun?"


"Kesinlikle...kankam senden başka kıza
bakmaz. Sana çok aşık..."

"Ben de ona." 


ANCAK; Hale boş durmuyordu,
kafasında binbir tilki dolaşıyordu...


" Adnan iyileşince bana kapıyı gösterir. Bu iki gün içinde
yeni planlar yapmalıyım. Onu Arzu'ya kaptırmayacağım."


mahalle resmi ile ilgili görsel sonucu

O sırada apartman ilaçlanmadan sonra havalandırılıp,
temizlenmiş ama herkes Huriye kaynanaya çok kızmıştı.


Gülse sürekli "Ya annen ya ben" 
diyordu.


Zeynep de çok kızmıştı...


" Huriye teyze senin yüzünden
okul müdürüne açtım ağzımı
yumdum gözümü, çok ayıp oldu."


" Ben gebahıtımı biliyon, bovulumu toplayıp
memlekete, Mudurnu'ya dönecem."


"Annecim böyle yapma n'olur. Gülse'yi de anla.
Bebek doğunca gelir alırım seni yine."



"Beşiği atma e mi? Buban cilala dediydi.
Biz unuduvedik odunlukta. Sen cilalasın
mis gibi olur."



"Atmam anneciğim merak etme.
Hiç atar mıyız?"


O sırada Gülse öteki odada konuşmaları dinlemişti..


"Yaşasın! Gidiyor!"



"Şuracığıma tam galbime bişeyle oldu.
Hakkını helal et guzum.."

"Anne! İmdat! Doktor evde mi! Gülse!
Yetiş! Mistır Spok aman Sait efendi!
Doktoru çağır!"



"Hay Allah! Dur panik yapma
Doktor Adnan'ı çağıralım.
Arzu'da telefonu vardır..."



"Hihihihi...."



"Allah'ım çok kızdım tamam kabul
ama ölmesin n'olur! Kızınca
ne dediğimi bilmiyorum, 
valla unuttum ne dediğimi..."



"Allah'ım hepimiz çok kızdık,
söylendik Huriye teyzeye
sen affet, ölmesin n'olur.
Ölecekse Klingonlular ölsün..
Romulanlar ölsün, ha böyle bilimum
uzaylı yaratıklar, canavarlar ölsün..."


"Korkacak bir şey yok, tansiyonu çıkmış."


"Torunum doğana gada gitmen dediydim."


Devam edecek:))))




NOT: Kaynana Huriye'nin Mudurnu şivesi için sevgili Berfin' e her zamanki gibi çok teşekkür ediyorum. Haberim de yoktu, kızcağız tatildeymiş, doğal olarak interneti yokmuş, bu durumda bile yardımını esirgemedi, canım arkadaşım çok teşekkürler, sağol.  Güle güle dön evine. İyi tatiller tekrar.♥